Ben KİRKE Madeline Miller

Madeline Miller İkinci Romanı Kirke ile

Madeline Miller: 1978’de Boston’da doğdu ve New York ile Philedelphia’da büyüdü. Brown Üniversitesi’nden klasik eserler üzerine lisans ve lisansüstü diplomalarını aldı. Son on beş yıldır Latince, Yunanca ve Shakespeare üzerine dersler veriyor. İlk romanı ,Akhilleus’un Şarkısı 2012’de kurgu dalında Orange Ödülü’nü kazandı ve New York Times çoksatanlar Listesine girdi. Ben Kirke, ikinci romanıdır.

İthaki yayınları /6.baskı. 2019 / Çeviri: Seda Çıngay Mellor/ Mitoloik isimler: Mitoloji Sözlüğü: Azra Erhat/ (Tanrıçanın aşık olduğu bir ölümlünün davranış örnekleri:)

Kirke, Aslanlarıyla

S: 172) “Zihninde hikayeyi saray mensuplarına, gözleri irileşmiş soylulara bayılan genç hanımlara anlatıyordu. Medeia’ya yardım için teşekkür etmedi, ona pek bakmıyordu bile. Sanki adım başı kendisini kurtaracak bir yarı tanrıça doğuştan gelen hakkıydı.” /Evine gelen kazazedelerle iletişimi:

S:193) Kendi kendime yanıldığımı söylüyordum hâlâ. Mutlaka yanılıyordum. Onları doyurmuştum. Bana teşekkür etmişerdi. Misafirimdi onlar.

Öldü mü, diyordu içlerinden biri. Umarım ölmemiştir, sıra sende.

S:198) Ölümlüymüş gibi yapmıyordum. Parlak, sarı gözlerimi her fırsatta gösteriyordum. Hiçbiri bir şeyi değiştirmiyordu. Yalnızdım ve kadındım, önemli olan tek şey buydu.

Odisseus Bitmeyen Yolculuklarından Birinde

S:199) Kase boş, derlerdi bana. Doldur. Bu sefer daha fazla bal koy, bu yıllanmış şarabın buruk bir tadı var…

Ah, evet, “derdim. “Yalnızım.”                                                                                                                      

Gülümserdi. Elinde olmazdı. Korkmak asla aklına gelmezdi. Niye gelsin? Kapının yanında asılı bir erkek pelerini, avcı yayı, çoban kepeneği olmadığını kendisi de görmüştü zaten. Erkek kardeşlere, babalara ya da oğullara, sonradan intikam için peşlerine düşecek birine dair hiçbir emare yoktu. Birinin gözünden bir kıymetim olsaydı, yalnız yaşamama izin verilmezdi zaten. 

S:205)“Savaş niye çıkmıştı? “

“Bakayım listeyi hatırlayabilecek miyim?” Parmaklarıyla saydı. “İntikam. Şehvet. Boş gurur. Açgözlülük. Güç. Ne unuttum? Ah, evet, gösteriş budalalığı ve alınganlık.” 

S:250) Ölümlülüğü daima benimleydi, atan ikinci bir kalp gibi sabitti. Artık oturabiliyor, uzanabiliyor, bir şeyleri tutabiliyor olduğundan evimdeki bütün sıradan nesneler gizli dişlerini göstermişti. Ateşte kaynayan kazanlar parmaklarına doğru sıçrıyordu sanki. Bıçaklar masadan yere kayıp başını kıl payı ıskalıyordu. Onu yere bırakırsam bir eşekarısı vızıldayarak geliyor, bir akrep görünmeyen bir çatlaktan çıkıp koşturuyor ve kuyruğunu kaldırıyordu. Ateşin kıvılcımları kavisler çizerek yumuşak etine doğru atılıyordu hep. Her tehlikeyi zamanında savuşturuyordum çünkü ondan asla bir adımdan fazla uzak durmuyordum ama bu yüzden gözlerimi kapatmaya, onu bir an olsun yalnız bırakmaya daha çok korkar olmuştum. Odun yığını üstüne devriliyordu. Hayatı boyunca yumuşak başlı davranmış kurtlardan biri çıldırıyordu. Bir uyanıyordum ki engerek yılanının biri ağzını açmış, beşiğin üstünde geriye doğru çekilmiş, saldırmaya hazırlanıyordu. 

S.212) sonra şehir yağmalandı, tapınaklar yerle bir edildi, sunaklara kan döküldü.

S:219) Troyalılar nihayet uyuduğunda, yumuşak tüylü civcivlerin arasına dalmış tilkiler gibi biçtik onları. (Odyesseus.) 

S:249) Odiyeseus’un askerlerin çocuklara yaptıklarıyla ilgili hikâyelerini anımsadım. Astyanaks ve Troya’nın bütün erkek evlatları ezilmiş, ateşe atılmış, parçalanmış, atların ayakları altında çiğnenmiş, öldürülmüş, öldürülmüşlerdi ki yaşayıp kuvvetlenerek günün birinde intikam peşine düşmesinler.   

S:250) İlk defa gülümsedi, beşiğinde uyumaya başladı. Bütün bir sabahı çığlık atmadan geçirdi, ben de bahçemde çalışabildim.

S:257)Gücü üstüme çöktü ama Telegonos’um vardı ve ondan hiçbir şey karşılığı vazgeçmeyecektim. 

S:261) Athena’nın önü kesilmişti ama adanın sıradan tehlikeleri yerli yerindeydi, taşlar ve kayalar, ellerinden güç bela aldığım sokan yaratıklar. Ona ne zaman uzansam hızla, asice bir uçuruma doğru koşardı.  

S:288) Bunu yaparsam Telegonos yaşayacaktı. Önemli olan tek şey buydu. “Hazırım,” dedim. “Saldır.”

“Hayır. Elini zehire kendin daldırmalısın.”

Karakterler:

TİTANLAR:

Aietes. Boreas, Helios, Kalypso, Kirke, Mnemosyne, Nereus, Okeanos, Pasiphae, Perseis, Perses, Prometheus, Proteus, Selena, Tethtys… 

OLİMPOSLU TANRILAR  

Apollon, Artemis, Athena, Dionysos, Eileithyia, Hermes, Zeus. 

 ÖLÜMLÜLER

 Agamemnon, Akhilleus, Adiadne, Daidalos, Elpenor, Aurykleia, Eurylokhos, Glaukos, Hektor, Helene, Herakles, İason, İkaros, Laertes, Medeia, Minos, Odysseus, Partoklos, Penelope, Pyrrhos, Telegonos. Telemakhos, Theseus.

CANAVARLAR:

Kharybdis, Minotauros, Polyphemos, Sirenler, Skylla 

S: 172) “Zihninde hikayeyi saray mensuplarına, gözleri irileşmiş soylulara bayılan genç hanımlara anlatıyordu. Medeia’ya yardım için teşekkür etmedi, ona pek bakmıyordu bile. Sanki adım başı kendisini kurtaracak bir yarı tanrıça doğuştan gelen hakkıydı.” /Evine gelen kazazedelerle iletişimi: 

S:193) Kendi kendime yanıldığımı söylüyordum hâlâ. Mutlaka yanılıyordum. Onları doyurmuştum. Bana teşekkür etmişerdi. Misafirimdi onlar.   

Öldü mü, diyordu içlerinden biri. Umarım ölmemiştir, sıra sende.

S:198) Ölümlüymüş gibi yapmıyordum. Parlak, sarı gözlerimi her fırsatta gösteriyordum. Hiçbiri bir şeyi değiştirmiyordu. Yalnızdım ve kadındım, önemli olan tek şey buydu.

S:199) Kase boş, derlerdi bana. Doldur. Bu sefer daha fazla bal koy, bu yıllanmış şarabın buruk bir tadı var…

Ah, evet, “derdim. “Yalnızım.”                                                                                               Gülümserdi. Elinde olmazdı. Korkmak asla aklına gelmezdi. Niye gelsin? Kapının yanında asılı bir erkek pelerini, avcı yayı, çoban kepeneği olmadığını kendisi de görmüştü zaten. Erkek kardeşlere, babalara ya da oğullara, sonradan intikam için peşlerine düşecek birine dair hiçbir emare yoktu. Birinin gözünden bir kıymetim olsaydı, yalnız yaşamama izin verilmezdi zaten. 

S:205)“Savaş niye çıkmıştı? “

“Bakayım listeyi hatırlayabilecek miyim?” Parmaklarıyla saydı. “İntikam. Şehvet. Boş gurur. Açgözlülük. Güç. Ne unuttum? Ah, evet, gösteriş budalalığı ve alınganlık.” 

S.212) Sonra şehir yağmalandı, tapınaklar yerle bir edildi, sunaklara kan döküldü.

S:219) Troyalılar nihayet uyuduğunda, yumuşak tüylü civcivlerin arasına dalmış tilkiler gibi biçtik onları. (Odyesseus.) 

S:249) Odiyeseus’un askerlerin çocuklara yaptıklarıyla ilgili hikâyelerini anımsadım. Astyanaks ve Troya’nın bütün erkek evlatları ezilmiş, ateşe atılmış, parçalanmış, atların ayakları altında çiğnenmiş, öldürülmüş, öldürülmüşlerdi ki yaşayıp kuvvetlenerek günün birinde intikam peşine düşmesinler

S:250) Ölümlülüğü daima benimleydi, atan ikinci bir kalp gibi sabitti. Artık oturabiliyor, uzanabiliyor, bir şeyleri tutabiliyor olduğundan evimdeki bütün sıradan nesneler gizli dişlerini göstermişti. Ateşte kaynayan kazanlar parmaklarına doğru sıçrıyordu sanki. Bıçaklar masadan yere kayıp başını kıl payı ıskalıyordu. Onu yere bırakırsam bir eşekarısı vızıldayarak geliyor, bir akrep görünmeyen bir çatlaktan çıkıp koşturuyor ve kuyruğunu kaldırıyordu. Ateşin kıvılcımları kavisler çizerek yumuşak etine doğru atılıyordu hep. Her tehlikeyi zamanında savuşturuyordum çünkü ondan asla bir adımdan fazla uzak durmuyordum ama bu yüzden gözlerimi kapatmaya, onu bir an olsun yalnız bırakmaya daha çok korkar olmuştum. Odun yığını üstüne devriliyordu. Hayatı boyunca yumuşak başlı davranmış kurtlardan biri çıldırıyordu. Bir uyanıyordum ki engerek yılanının biri ağzını açmış, beşiğin üstünde geriye doğru çekilmiş, saldırmaya hazırlanıyordu. 

S:250) İlk defa gülümsedi, beşiğinde uyumaya başladı. Bütün bir sabahı çığlık atmadan geçirdi, ben de bahçemde çalışabildim.

S:257)Gücü üstüme çöktü ama Telegonos’um vardı ve ondan hiçbir şey karşılığı vazgeçmeyecektim. 

S:261) Athena’nın önü kesilmişti ama adanın sıradan tehlikeleri yerli yerindeydi, taşlar ve kayalar, ellerinden güç bela aldığım sokan yaratıklar. Ona ne zaman uzansam hızla, asice bir uçuruma doğru koşardı.  

S:288) Bunu yaparsam Telegonos yaşayacaktı. Önemli olan tek şey buydu. “Hazırım,” dedim. “Saldır.”

“Hayır. Elini zehire kendin daldırmalısın.”

Karakterler:

TİTANLAR:

Aietes. Boreas, Helios, Kalypso, Kirke, Mnemosyne, Nereus, Okeanos, Pasiphae, Perseis, Perses, Prometheus, Proteus, Selena, Tethtys… 

OLİMPOSLU TANRILAR  

Apollon, Artemis, Athena, Dionysos, Eileithyia, Hermes, Zeus. 

 ÖLÜMLÜLER

 Agamemnon, Akhilleus, Adiadne, Daidalos, Elpenor, Aurykleia, Eurylokhos, Glaukos, Hektor, Helene, Herakles, İason, İkaros, Laertes, Medeia, Minos, Odysseus, Partoklos, Penelope, Pyrrhos, Telegonos. Telemakhos, Theseus.

CANAVARLAR:

Kharybdis, Minotauros, Polyphemos, Sirenler, Skylla