Datça’da Bahar-1

DATÇA’YA BORCUMU ÖDÜYORUM

Sevgi tutkuya dönüştüğünde delilikler yaptırıyor insana, o deliliğin eseridir “DATÇA’DA BAHAR” etkinlikleri. Yoksa hiçbir maddi getirisi olmayan öyle stresli bir yorgunluğu neden göze alayım.

Tanışma Yemeği Panorama (o zamanki adı) Restoranda

Datça’nın ve doğa yürüyüşlerinin sağlığım üzerindeki olumlu etkileri nazarlara (!) gelecek kadar belirgindi. Büyük kentlerdeki dostlarım her görüşmemizde, “Tu tu maşallah, yılları geri sarıyorsun.”diye şakayla karışık imrenmelerini sergiliyorlardı. Onlarınki şakaydı belki ama ben de öyle hissediyordum. Her fırsatta da bu özgüven ve mutluluk havasını sergilemekten kaçınmıyordum. Yazarları arısında olduğum Kurşunkalem dergisinin editörü, o yürüyüşleri yazarsam, yayımlamaktan mutlu olacağını söyledi. Yazdım. Her birini farklı bir dergiye gönderdim. Geri dönüşler muhteşemdi. Şaka sandığım imrenme ifadeleri bu kez okurların gerçek tavrına dönüşmüştü. Yeni bir fikir filizlenmeye başladı beynimde. O imrenmeleri Datça yararına değerlendirebilirdim.  Datça dışından katılımlarla konaklamalı doğa yürüyüşleri düzenler, durgun dönemlerine küçük de olsa bir hareket katabilirdim. O küçük hareketin zamanla çığ gibi büyüyeceğinden emindim. Birkaç bin üyesi olan doğa yürüyüşü kulüplerinin birinin içindeydim. O kulüplerin yürüyüş için İzmir’den kalkıp Kars’a gitmeyi göze aldıklarını biliyordum. Birkaç kulübün yıllık yol haritasına Datça’yı ekleyebilirsem, birbirini tetikleyen bir zincir oluşturabilirdim. Günün birinde o hale gelirdi ki, gruplardan biri Balıkaşıran’dan girerken, öteki çıkıyor olurdu. Böyle bir hareket, Datça’ya ardı sürekli gürleşecek bir gelir sağlardı. Biz, Datça’da yaşayanlar da o benzersiz doğal yapının değerini anlar, korumak için çaba harcardık. 

Arazi Aracı Yoksa Traktör Romörkü Ne Güne Duruyor

Kolları sıvadım, başlangıcı özendirici kılacak araştırmalara giriştim. Denizin çekiciliğinden yoksunsa bir etkinlik, üstelik dar zamanlara sığışması da gerekiyorsa, bir de buna ulaşım zorluğunu ekleyin, başarı şansı pek yüksek olmazdı. O zorlukların üstesinden gelecek bir gerekçe oluşturmalıydım. Giderleri aşağı çekmek gibi… Ahmet Şengeç’in, kampingini ücretsiz kullanma izni vermesi, Datça Belediyesi’nin yarımada içi ulaşım katkısı, bir öğünlük sandviçleri karşılaması, yerel esnafın küçük ikramlarıyla güçlenmiş olarak yola çıktım. Doğa yürüyüşünü amaç edinen etkinliklerin bir başka çıkmazı, aylar önceden takvim belirlenme zorunluluğudur. Ben de öyle yaptım. Tarih: 13 Nisan. Bayram değil seyran değil ne etkinliği, denecek kadar riskli bir tarih. Yine de elliye yakın başvuru vardı. Ardı arkası kesilmeyen yağmurlara karşın sayı eksilmiyordu. Evden çıkmayı bile sakıncalı bulan meteoroloji raporları sonunda başardı, o sayıyı on üçe düşürdü.

Grup Bir Arada Yağmur Dindi, Yağmurluklar Fora

İlk gece Panorama Restoran’da tanışma yemeği yedik. Ödemeler doğrudan işletmeye yapıldı, kendi yemeğimin ücretini gözlerinin önünde ödedim. Ertesi gün, Kızlan Köyü muhtarının gönderdiği otantik araçla, arıcılar tepesine çıktık. O araç katılımcıların belleğinde silinmez izler bıraktı. Yağmurun altında Karaköy’deki Kütükderesi (bazı kaynaklardaki adı Damlaca) Kanyonu’na yürüdük. Öğleye doğru güneş açtı ve Datça’nın doğaüstülüğü ortaya çıktı. Yağmurun tek kanıtı, yaprakların ucundaki damlalardı. Doğa yürüyüşçüsünün korkulu rüyası çamurdan, pustan eser yoktu. Ben alışkındım o manzaraya, Datça dışından gelenler şaşkın bir hayranlık içindeydiler.

Kanyonun Sunduğu Görselliğe Duyulan Hayranlık

İkinci gün, pırıl pırıl bir güneş altında Knidos’a yürüdük. Yerel esnaftan bazılarının ikramı olan bademler, kuru incirler, bal, simit yol erzağımızdı. Belediyenin sağladığı araçlarla Yazı köy’e kadar gittik. Bahar çiçeklerinin çılgın renkleri arasından, Değirmen Bükü güzergâhından yürüyüşe geçtik. Hepsinin elinde fotoğraf makinesi vardı ve fotoğraf çekmeye doyamıyorlardı. Knidos hepsini büyüledi. Hava o kadar güzeldi ki, bir gecede gerçekleşen değişime inanamıyorlardı.

Yudosk Dernek Başkanı Oğuz Baş İle Birlikte

Son gün, Kargı Koyu’nda kahvaltıdan sonra ayrılmak zorunda olanlarla vedalaştık. Ücretler yine doğrudan işletmeye ödendi, ben kendi ücretimi yine gözlerini önünde ödedim. Beş kişi tatilini uzatma kararı aldı. Datça’daki seçkin otellerimizden birinin süitlerinde üç gece daha kaldılar. Datça ürünlerinden kilolarca satın alındı. Asıl büyük sürprizi grup başkanı yaptı. Seçkin otellerimizden bir başkasında Datça yerel yönetimi, yerel basın ve etkinliğe katkı koyan katılımcıların davetli olduğu bir akşam yemeği verdi. Hepimizin çok eğlendiği, kaynaştığı, sohbete doyamadığı bir geceydi. Onlar için eğlenceliydi, bense, eserimle gurur duyuyordum.

Ahmet Eyüboğlu Bir Gün Ben de Onun Düzenlediği Bir Trekking Turuna Katılmayı Umuyorum

Sonraki günlerde de gönüllü rehberliğim sürdü. Görebildiklerimi onlara da gösterdim. Sonuçta görüş birliğine vardık: Datça, muhteşem bir coğrafyaydı.

Etkinlik hatırası olarak “ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI” adındaki kitabımı armağan olarak imzaladım. Sonraki yıl yeni bir etkinlikte buluşmak vaadiyle vedalaştık. O vaat tutuldu. Sonraki yıl üçe katlanmış olarak geldiler. O etkinlik, bir sonraki yazının konusu.              

Knidos Antik Kent’te Yorgunluk Biraları

sunaguler63@gmail.com                                                                                                                                                          Suna Güler