Datça’da Bahar-2

DATÇA’DA BAHAR -2-

Yürüyüşün İlk Ayağı: Knidos …

İtiraf etmeliyim ki biz Datça tutkunlarının iflah olmaz bir kaygısı vardır; tek taş yerinden oynasa dokusu bozulacak diye telaşlanırız. Biz durursak zaman durur, hiçbir şey değişmez diye umarız. Oysa değişim durmaz, biliriz. Zamanın akışı sürecektir elbette. Günün birinde gördüğümüz resimden hoşlanmazsak, neden bir şey yapmadım; çabalasaydım, küçük de olsa bir açı oluştursaydım belki de değişik bir resim çıkardı ortaya diye hayıflanabiliriz. O pişmanlığı yaşamak istemiyordum. Alacağım sonuç, karınca adımıyla tek adım da olsa çabamı sürdürecektim. DATÇA’DA BAHAR -1’den aldığım güçle ikincinin çalışmalarına 2012’nin ilk aylarında başladım. Bu kez işim daha kolay gibi görünüyordu.

Palamutbükü Seyir Tepesinde Gruptan Yürüyüşe Katılanlar : Öteki Grup Denizin Tadını Çıkarıyor.

Eski katılımcılar referansım olacaklardı. İstanbul’da birkaç bin üyesi olan bir kulüp, etkinliğe katılım kararı aldı. İzmir ve Antalya’dan da katılımlarla bir anda sayı 50’yi aştı. Kulüp yönetimi konfordan yanaydı, otelde konaklamak istiyorlardı. Görüştüğüm otel yöneticilerinden hep aynı yaklaşıma tanık oldum: “Sizin için … fiyatına olur.” Benim çabam da, onların durgun sezonlarına hareket getirmek olduğuna göre, kazanan yine kendileri olacaktı. Bunu açıklamaya çalışmam pek işe yaramadı.

Knidos Yolunda Gelinciklerin Görsel Şöleni

Kimseye derdimi anlatamadım ama sonunda bir işletmeciyle anlaştım. Etkinlik fiyatına dışarıdan da konuk kabul edilmesi, sonradan pürüzlere neden oldu ama kulüp yönetimiyle işbirliği yaparak üstesinden geldik. Kampingde konaklamak isteyenler yine ücretsiz yararlandılar etkinlikten. Datça Kop da taşımacılık fiyatlarını aşağı çekerek destek oldu. Onların dışında özel ya da tüzel hiçbir kurum ya da kuruluştan destek almadım. Teşekkürlerim kendilerinedir.

İkinci Ayak: Domuzçukuru.

Büyük resmi görememekten kaynaklanan, küçükmüş gibi gözüken pürüzlere karşın 46’sı otelde, 7’si kampingde konaklamak üzere etkinlik başladı. Mayısın 5’i; Datça’nın tüm güzelliği üzerinde;  pırıl pırıl bir hava, muhteşem bir güneş… İlk parkur elbette Knidos. Datça’dan da yürüyüşçü dostların katılımıyla iki küçük otobüsle yola çıktık. Knidos parkurunu daha önce yazmıştım, sonradan yaşananlar, o parkuru ilk yürüyenlerin coşkusunun yinelenmesiydi. Tek sorun ören yerine ücret ödemekten yana çıktı, grup ikiye bölündü. Sonunda buluşup Palamutbükü’nde denize girdik, ardından Sındı’ya gidip kooperatiften alışveriş yaptık. Bir günde üç, Datça’yı da sayarsak dört yöre ticaretten payına düşeni aldı. Akşama da mevsim gereği bomboş olan Datça sokakları hareketlendi. Akşam yemeği beklenen kalitede değildi ne yazık ki, restoran işletmesinin özensizliğinin izi kaldı.

Dönüş Tekneyle… Yine Olumsuzluklarla Karşılaştık ama Bir Engel Tanımayız

İkinci günkü parkurumuz Domuzçukuru… Yürüyüşe katılacakların sayısı yarıya düştü. Datça’nın sıra dışılığı bir kez daha kendini gösterdi. Aynı aileden farklı eğilimi olanlar, aynı ortamı paylaşarak hobilerini gerçekleştirebildiler. Yürüyüşe katılmayanlar denizin, doğal Datça ürünlerinden alışverişin tadını çıkarırken biz yola düzüldük. Kargı Koyu’na yine kooperatiften sağladığım araçlarla ulaştık. Yürümek istemeyen bir grup da denizden yararlanmak için orada kaldı. Açık olan tek bar sinek avlıyorken şenleniverdi bir anda. Biz yürüyüşçüler yamacı tırmandığımızda manzara katılımcıları büyüledi. (Biliyordum zaten!) önceleri parkuru çok kolay bulanlardan bazıları sonradan mızmızlanmadı değil.

Trekking Hiçbir Zaman Sadece Yürüyüş Değildir

Domuzçukuru’na ulaştığımızda kimsede olumsuz bir duygu kalmadı. Akşama kadar denizin tadını çıkardıktan sonra dönüşte yürümeyi kimse istemedi. Telefon edip bir yat çağırdık. Koylara uğrayarak, her koyda denize girerek Kargı’ya ulaştık. İlerleyen saatlere kadar açık olan tek barda eğleştikten sonra, telefonla restoranların birinde rezervasyon yaptırdık. Katılmadığım o yemekten oldukça iyi izlenimler kaldı geriye. Ertesi gün yola çıkılacağı için o gece telefonla dükkân açtırılıp eksik alışverişler tamamlandı. Dükkân işletmecisi yeterli bulmamış olsa da birkaç bin liralık alışveriş yapıldığını biliyorum.

Kargı Koyunda Tekneden Boşalıyoruz

Ertesi gün, Karaköy Kanyonuna yürüdük. Bu kez katılımcılar üçte bire düşmüştü. Tek otobüsle ulaştık Körmen’e. Körmen Katıyalı arasını ilk yıl olduğu gibi Kızlan Muhtarının çekçek aracından yararlanmak istedim ama öyle yüksek bir fiyat söylendi ki vazgeçmek zorunda kaldım. Yürüyerek tırmandık Arıcılar Tepesine. Hiç aralıksız fotoğraflar çekildi. Parkurlar navigasyon cihazlarına kaydedildi. Böylesi kayıtlar çoğaldıkça Datça, yürüyüş planlarındaki yerini alacak ve organizasyona falan gerek kalmayacaktır. Turizm gelirinin çoğunu doğa yürüyüşlerinden sağlayan pek çok coğrafyanın varlığı bilinen bir gerçek. Kaz Dağları, Likya, Kastamonu bunlardan bazılarıdır. Hiçbirinin sunduğu ortam

Yürüyüşe Gelmeyenler Bizi Kargı Koyu’nda Bekliyor

Datça’dan fazla değil. Aradaki tek fark görüş farkıdır. Datça’daki turizm yatırımcıları, deniz turizminin dışındaki seçenekleri fark etmedikçe çeşitliliğin gerçekleşmesinin çok uzun zamana yayılması kaçınılmaz bir gerçek. “DATÇA SERÜVENİ” kitabının amacı bu farkı yaratmak içindir ve hiçbir sponsor desteği almadan ortaya çıkmıştır. Lindos inşaat

Kütükderesi Kanyonu’ndan Sıradışı Görüntüler

ve Cancan İnşaat 10’ar, DATÇA AKTÜEL tek başına 30 kitapla davaya sahip çıktı. Onun dışında etkinlik bedeli olarak dağıtılan kitaplar dışında destek sağlanmadı. Bu biraz enerji azalmasına yol açıyor ne yazık ki. Umuyor ve diliyorum ki kitapla sağlanan tanıtımların geri dönüşü fark yaratacak düzeyde olsun. Bir sonraki sayının konusu, Datça’da Bahar-2’nin izdüşümü olan Datça’da Bahar -3.

Yine Traktör Romörkünde Dönüyoruz

Doyurucu bir sezon geçirmemiz dileğiyle.