KÜFÜRLERİN BELİRLEYİCİLİĞİ

Hiç küfretmeyen birinin bile arada bir diline takılır. Kırmızı ışıkta geçen, köpeğe tekme atan, yere tüküren, hatta küfreden herkes “O…. Çocuğu”dur. Annenin cinsel yaşamıyla çocuğun davranışı arasında nasıl bir bağ kurulur, bilemedim. Acaba tüm O’ların çocuklarına bu türden öğütler verdiği mi var sayılıyor, yoksa bu türden davranış bozukluklarının anneden geçen bir genetik aksaklık olduğu mu düşünülüyor?

Bir de olayın “Baba” yönü var. Eğer biri, reel olarak öyleyse aynı zamanda babanın da belirsizliği çıkar ortaya; hukuken çocuk babaya aittir, onun soyadını taşır, günlük yaşamda onun adıyla anılır. O halde onaylamadığımız bir durumda neden anne üzerinden belirleme yapıyoruz. Sanırım bu türden küfürler, kadın cinselliğini sindirememiş beyinlerin zavallı sataşması… Yabancı kültürlere bir bakın, doğrudan bireyi hedef alan çok daha ezici ne küfürler var… En doğrusu hiç küfretmemek diyeceğim ama denize atılan taş kadar bile dalga yaratmayacak, söylendiğine göre küfrün insan psikolojisinde olumlu bir etkisi varmış. Muhatapta değil elbette, kullananda… Benim favori küfrüm, “Mercimek beyinli”… Haydi sizler de yaratıcı zekanızı kullanın da gerçek düşüncelerinizi ifade eden, hayvansız, başka insansız kendinize özgü küfürler üretin.

Yorum Yaz