Minimal Öykü Nedir

Kısa kısa öykü hakkında bu güne kadar yazılmış metinlerdeki tek ortak nokta, tartışmalı bir tür oluşu. Adam Öykü Dergisi’nin 7. sayısında Stephen Minot*; 49. sayısında Prof. Dr. Ramazan Korkmaz; Hece Öykü Dergisi 20. sayısında Roberta Allen**; kendi blogunda Necip Tosun ve daha pek çok araştırmacı yazar aynı görüş ayrılığına yer vermiş. Ne isim, ne tanım, ne hacim, ne ortaya çıkış nedeni, ne de çıkış tarihiyle ilgili görüş birliği var. Yakıştırılan isim sayısı onun üzerinde; hacimle ilgili görüşlerse neredeyse ortak bir noktada buluşulamayacak kadar birbirinden uzak. “Bir sigara içimi sürede”, “bir oturuşta” okunmalı gibi belirsizliği pekiştiren görüşlerle karşılaşıyorsunuz. Bunu sözcük niceliğiyle belirlemekten yana olanlarsa iki bine kadar çıkarmışlar sayıyı. Adı geçen yazarların buluştukları tek ortak nokta, sözcük sayısının tek belirleyici özellik olamayacağından yana. Kendi netliğini şöyle belirlemiş Prof. Dr. Ramazan Korkmaz:: “Hacim olarak bir çığlık ne kadar uzun olabilirse küçürek öykü de o kadar uzundur. Bilinmeli ki, bir çığlık uzadıkça etkisini yitirir ve nağmeye dönüşür. Küçürek öykü de uzadıkça, uyaran, şaşırtan vurucu etkisinden arınır. (…) Bu bakımdan 100 sözcüğü geçmeyecek anlatıları ancak küçürek öykü diye adlandırabiliriz.”     

Minimal Öykü Nedir Adındaki Derlemedeki yazım

Türün ustalarından saydığı Ferit Edgü’den de bir öyküye yer vermiş. ÖÇ// Köyün en hoppa kızıydı. Onu köyün en aptal gencine verdiler. Hiç çocukları olmadı. Daha doğrusu, sayısız çocuklardan hiçbiri o aptal gençten değildi.

ÖÇ’de bir Emma Bovary dramı bulan Prof. Dr. Korkmaz, “Küçürek öyküler, roman açılımına sahip yoğunlaştırılmış anlık yaşam deneyimleridir” diye de kendi belirlemesini getirmiş.

Necip Tosun, Saint -Exupery’den bir alıntıyla başlamış yazısına: “Kusursuzluk, ekleyecek bir şeyimiz kalmadığı zaman değil, çıkaracak bir şeyimiz kalmadığı zaman ulaştığımız şeydir.”

  1. Tosun’un metninde, ‘hız’ unsurunun öne çıktığını görüyoruz. “Fark sadece uzunlukta değil süratte de var. Arturo Vivante

Kapsamlı araştırmasında kısa kısa öyküyü belirleyen unsurları tek tek ele almış. “Kısa kısa öykü, okurla anlatıcı arasında pek çok şey biliniyormuş da, anlatırsa fazlalık olacakmış gibi bir yaklaşımın ürünüdür” diye bir belirleme yapmış. “Çoğunlukla felsefî/ dinî/ yaşamsal bir ilintisi vardır ve ‘düşünce’ odaklı bir metindir” diyor. Onun görüşüne göre kısa kısa öykü, ‘öyküsü olan bir aforizma’dır. “Metinlerde anlam boşlukları yaratma, yazının sıfır derecesine indirilişi, sanatsal yaratıcılığın reddi, oyun olgusuna önem verilmesi, okurun öneminin artışı, yazarın ölümü, büyük eserden metne geçiş estetik anlayışının çöküşü, çok anlamlı okunma gibi özellikleri onu post modern tutuma yaklaştırır” diyor.

Yazarın tutumu, betimlemeler ve diyaloğun kısa kısa öykülerdeki rollerini irdeledikten sonra E. Hemingvey’den bir örnek vermiş: “Satılık bebek patikleri. Hiç kullanılmamış.”

  1. Tosun’un örnek verdiği yazar listesi çok uzun, Refik Algan’ı ayrı bir yere koyuyor. Ondan alıntıladığı öykü: “Aphrodite// Tüm gençliği boyunca ‘Afrodit’ yontunca güzel bir kız bulup onunla evlenmek istemişti. Derken buldu da. Evlendiler. Evliliklerinin ilk gecesinde, sabaha karşı uyandı. Karısı uyuyordu. Tuttu, karısının kollarını yontunun kırılmış olduğu biçimde kesti.”
Refik Algan

Necip Tosun, kısa kısa öyküyle ilgili belirlemelerini bitirdikten sonra Milorad Paviç’den “Hep yetenekli yazarlardan bahsediyoruz, artık yetenekli okurlardan bahsedelim” alıntısından sonra bir kaygısını dile getirmiş:“Nasıl tanımlarsak tanımlayalım bu yaklaşımın öykü sanatı için kimi sakıncaları da bünyesinde barındırdığını hep aklımızda tutmamız gerekir. Örneğin bu eğilim ‘yazarlıktan kaçış’ olarak da değerlendirilebilir. Hatta yazarlığın sıfırlanması. Bu özelliği nedeniyle vasat yazarlar için oldukça cazip bir yapısı vardır. Ayrıca bu metinlerde yetersizliği ve eksikliği gizlemek belli oranlarda mümkündür.”

Roberta Allen, sözcük sayısının tek başına belirleyici unsur olamayacağını söyledikten sonra karakterleri, mekan ve ruh halini, bakış açısını, durum ve olay örgüsünü, üslup ve ifadeyi tek tek ele almış. Öykünün karakterine göre bazen birinin, bazen öbürünün belirginlik kazanacağını açılımlamış. Sırtını karaktere yaslayan öykülerde karakterin, sadece bir sembol olarak işlev göreceğini “evrensel bir duyguya dokunan bir durumun temsilcisi” olduğunu vurgulamış. Öte yandan mekan ve ruh haline yaslanan öyküleri, “anlık bir teşhis veya etkiye sırtını yaslar” diye tanımlamış. Bazı durumlarda “bakış açısının” öyküyü yarattığını, bazılarının “an” ı resimlediğini söylemiş. “Kısa kısalarda tüm sözcükler kendinin iki misli değerindedir” belirlemesinden sonra kısa kısaları dört kategoriye ayırmış. “Tek vukuatlık öyküler, süreç özetleyen öyküler, bir fikir ortaya atan öyküler ve basit gerçeğe meydan okuyan öyküler.

Minimal Öykü Nedir Kitabını Derleyen Yazar: A.Galip *Kitapta bulunan bana ait yazıları bu sitede paylaştım.

Stephen Minot, tüm bu tartışmaların, kısa kısa öykülerin köklerinin, birbirinden farklı en az beş tane geleneğe dayamasından ve yazarların da hoşlarına giden türün tarafını tutmasından kaynaklandığını söylüyor ve bunun sakıncalarını açıklıyor. Ardından da kısa kısa öykünün doğasını şöyle tanımlıyor: “Sonuç olarak, fikrin her şey, yaratıcılığın ise hükümdar olduğunu söyleyebiliriz; karakterler ve konu ise izleğin uşaklarıdır. Anlatısal bir yapının ve hatta bazen de konunun hiç ortalarda görülmemesi de epey sık rastlanılan bir durumdur.

Bir kesinlemeyle metni bitirmiş: “Kısa kısa öykü, doğası ve uzunluğu sebebiyle farklılıklar gösterir; o, tam bir alt türdür.

Ortaya çıkış nedeni ve süreciyle ilgili tartışmalar olduğunu belirtmiştim, genel kanı 1900 başları olsa da daha önceye gidenler de var. Tüm bu tartışmaların hepsini incelemek, bu metnin sınırlarını aşacağı için yer vermiyorum, ancak ortaya çıkış nedenine bir göz atmakta yarar var sanırım. Büyük çoğunluk hızlı yaşam, hızlı tüketim gibi unsurların belirleyici olduğunu savunurken, bazıları da hacmi daraltma zorunluluğundan doğduğunu savunuyor.  Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, görüşünü şöyle açıklamış: “Her çağın ruhu, özüne uygun anlatı araçlarıyla kendini açığa çıkarmak ister. Devirler arasındaki tip ve düşünce yönelimi farklılıklarının arkasında, o çağa ait baskın düşünce etkinliklerinin birikimi vardır.

Bundan çıkarılacak anlam, kısa kısa öykülerin yükselişinin önlenemeyeceğiyse eğer, dilerim şimşek etkisiyle gözlerimizi kamaştırmasın, ardından gelecek karanlık duygusu daha yoğun olacaktır çünkü.

Çeviriler:

* Deniz Gemici/ yazarın Fast Fiction; Creating Fiction; in Five Minutes adlı kitabından.

**Almıla Özdek