SÖZ BÜYÜCÜLERİ – 3

Üçüncü haftamızdayız, yazmayı sürdürüyorsun değil mi? Neyi, nasıl yazdığına aldırmadan her gün yazıyorsun. Bu senin sözcüklerle flörtündür, ancak onları kazanmayı başarırsan sevişmeyi hak edersin. Kutsal kitap “Oku” diye başlıyormuş, okunabilmesi için önce yazılmış olması gerekir. Şimdiye kadar yazdığına göre hadi şimdi “oku.” Ne hissediyorsun, duygularını aktarabilmiş misin? Yoksa beyninin ürettiği sözcükleri mi döktürmüşsün kâğıda? Yazı yürekle yazılır, beyin onun yardımcısıdır ve yürekten geçenlere tercüman olur.
Dur, daha oralara gelmedik. Aradan zaman geçmediği, okuduklarına yabancılaşmadığın için şimdilik her sözcüğü çocuğun gibi seviyorsun. Onlar mayalanmayı beklesin, sen ustaları okumayı ve yeni öyküler yazmayı sürdür. Sana tek bölümde bu güne kadar SÖZ BÜYÜCÜLÜĞÜ hakkında ustaların bütün önerilerini bir derleme halinde sunabilirim ama hiçbir işe yaramaz. Çünkü yazıda asıl önemli olan Pratiktir. Fiziksel jimnastik kasları nasıl geliştirirse, zihinsel jimnastik de beyni geliştirir. Yazmak bir anlamda zihinsel jimnastiktir de. Umarım sen de bu bölümleri zamana yayarak okur, yararlanırsın, aksi halde kendini köreltmiş olursun.

“Bilgi Her Şeydir” sitesinden alıntıdır.


Şimdi yeni bir öneri: Yazdığın öykülerden birini sondan başa doğru yaz. Benjamin Button’un Tuhaf Hikâyesi filmini izledin mi? İhtiyar bir adam olarak doğuyor, giderek gençleşerek bebekliğine dönüyor ve …İşte o filmdeki gibi makarayı geri sar. Sonucu gözlemle.