Yürüyüşün Serüven Hali TREKKİNG

Spor yapmanın sağlık üzerindeki olumlu etkileri konusunda herkes fikir birliği içindedir. Aldırmayan olursa da anımsatılır: “Hiç değilse yürü bari.”

Yürürüz. İşe giderken iki durak, dönüşte üç durak… Hafta sonları kent parkın yürüyüş şeridinde. Yararına inanmasak bırakıvermek işten bile değildir. Görev gibidir çünkü. Her zorunluluk gibi sıkıcıdır. O sıkıcılıktan kurtulmak için kulaklığımızı takar müziğimizi açarız. Müzik ruhumuzu oyalayıp sıkıntıdan kurtarırken, beynimiz günün muhasebesine gömülür. Ardından da ertesi günün planlamasına geçerken, bedenimiz onun yol ayrımından etkilenmeden ezberlediği gibi eylemlerini sürdürür.

Bedenimizin, ne beynin denetimine ne yüreğin cesaretlendirmesine gereksinimi vardır. Odaklanması gerekmiyordur, moralinin yükseltilmesi de. Ne risk vardır ne de zorlayıcı bir etken. Kulvar boyunca ayağınıza takılacak bir çakıl taşı bile yoktur. Harici bir etki olmazsa evinizin koridorları kadar güvenlidir. Birbirinden bağımsız üç beceriyi gerçekleştirecek kadar hem de. Manzara değişmediği için dikkatiniz de dağılmaz.

Doğa yürüyüşlerinde böyle bir konforunuz yoktur. Bu parkuru biliyorum, zaten güzergâh da işaretlenmiş, diyemezsiniz. Doğa değişkendir ve gün günden yeni sürprizlerle karşınıza çıkar. O kadarla da kalmaz; bir çakıl yuvarlanır ayağınızın altında, bir çalı teninizi çizer. İrkilir, kendinize gelirsiniz.

Knidos’a Gidiyoruz

Risk ya da sakınca, trafikte karşılaşacaklarınızla kıyaslanmayacak kadar minimaldir. Hatta kaldırımda yürürken başınıza saksı düşmesi olasılığıyla bile kıyaslanamaz ama tüm duyularınız tek gerçeğe odaklı olmasından kaynaklanan bir duyarlılıktadır: Var olmak ve o varlığı sürdürüyor olma erinci!

O âna kadar önceliğiniz olan tüm kavramlar önemini yitirmiştir. Bilincinizi saptıran dış etkenler yoktur çünkü. Ne rekabet dürtüsü, ne konfor tutkusu, ne de elektromanyetik etkiler… Oluşumunuzun en başında DNA’nızda yerleştirilmiş ilk kod su yüzüne çıkmıştır. Siz varsanız öteki varlıkların anlamı vardır, yokluğunuz halinde her şey anlamını yitirir. Çocuğunuzun okul durumu, eşinizin duyarsızlığı, patronunuzun cimriliği, iş arkadaşınızın kıskaçlıkları, ev sahibinizin huysuzluğu; hatta ölümle pençeleşen büyük anneniz! Değiştiremeyeceğiniz her şey.

Şakacı Bir Günümdeydim

Varlığınızı oluşturan üç temel güç, aynı amaca odaklanmıştır; her türden ayrıntıya kapalıdır. Beyniniz verileri algılar, yüreğiniz cesaretinizi çoğaltır, bedeniniz uygular. Üstelik bunları bilinçaltında gerçekleştirir, ek yük getirmez. Öte yandan serüven duygusunun yükselttiği adrenalinle başınız da bir hoştur. Safi neşe kesilmişsinizdir. Yetmezmiş gibi attığınız her adım, aştığınız her engel özgüveninize de sınıf atlatır. İlk engelle birlikte zorluklar da anlamını yitirmiştir artık. Birinciyi aşmışsanız ötekileri aşmanız da olağandır ve zorunludur. Çevrenizdeki başaranları görüp dururken, burası beni zorlayacak, bari geri döneyim demeniz anlamsızdır. İşte orada yardımlaşmanın, dayanışmanın önemi de çıkar ortaya. Kimse sizi zorluklarla tek başınıza bırakmaz. Biraz yüreklendirme, biraz fiziksel destekle su olur akarsınız engellerin arasından. Bireysel ve rekabete dayalı spor etkinliklerinde asla karşılaşmayacağınız içgüdüsel bir dayanışmadır yaşadığınız.

Yolun bitiminde bir de güzel sürpriz bekliyordur sizi: Günlerdir kafanızda taşıyıp durduğunuz sorunun yanıtı net bir fotoğraf gibi karşınızdadır. Oysa yürüyüş boyunca unuttuğunuzu sanmıştınız. İşte bu, beyninizin atıl kalan lobunun devreye girdiğinin göstergesidir. Akıl sağlığıyla uğraşan tıp insanları işte bu yüzden, beyninizi şaşırtın derler. Alışık olmadığınız yollardan yürüyün, işe gidip gelirken yolunuzu değiştirin, arada sırada evinizi geri geri adımlayın…

Önermelerin doğruluğunu elbette kabul ederim, ancak teknolojik etkenler altındaki hiçbir eylem doğa yürüyüşlerinin sağladıklarını veremez. Doğa yürüyüşü; beden, beyin, yürek ve toplumsal uyumunun pekişmesidir. Bu pekişmenin getirdiği doyumu ancak gerçek seks, gerçek yemek gibi organizmamıza kodlanmış, yalın eylemler sağlayabilir.

Doğa yürüyüşüne yeni başlayanları uyarmazsam haksızlık etmiş olurum. İlk yürüyüşler sonrasında duyulan, sadece tüm kaslardan yükselen çığlıklardır. O kadar baskındır ki dünya yansa umurunuzda olmaz. Küfür edilse duymazsınız. Uykularınız da öyle derinleşmiştir ki, çocukluğunuzu anımsarsınız. Kas esnetme hareketlerini alışkanlık haline getirirseniz o acıları da çekmeyeceğinizi bilmenizi isterim.

Ruh ve sinir hastalıkları uzmanları da o etkiyi sağlamaya çalışmazlar mı? Çevresel etkilere duyarlılığınızı en aza indirgeyerek, mutsuzluğu önlemeye çalışmazlar mı? O halde dürtülerinizi bastırmak için ilaç alıp neden vücudunuzun kimyasını bozuyorsunuz, doğa yürüyüşlerini yaşamınızın bir parçası yapmakla üstesinden gelebilirsiniz. Bunu başarmış tek örnek ben değilim, intihar eğilimim vardı ama tıbbi desteğe bağımlı olmadım. Belki de öyle bir girişimde bulunmadığım içindir. Ama arkadaşlarım arasında öyle canlı bir örnek var ki, kesin kanıt gibi. Kendisinin bu konuda çekinceleri olmadığı için adından söz etmekte sakınca görmüyorum, Tamer Ertuna. Aldığı tıbbi destek halen sürüyor ama asıl yaşama sevincini o da benim gibi doğa yürüyüşlerine ve sanatsal üretimine bağlıyor. Doktoru da katılıyormuş bu görüşe. Tanışmamız da doğa yürüyüşleri nedeniyle oldu. Datça’nın parkurlarını ben tanıttım ona. Bu kitapta adının geçmeme nedeni, o yürüyüşlerin çok daha sonrasında tanışmış olmamızdır. Günah Kadına Yaraşır, Özgürlük Çıkmazı ve Ödünç Zamanlar kitaplarımın ikinci baskısının kapak resimlerini o çizdi. Mutlu bir evlilik yaptı ve harıl harıl üretiyor. Yurtiçi, yurtdışı pek çok sergi açtı. Kendi tarzının öncüsü olduğundan eminim, bir gün tüm sanatseverler ve otoriteler bunu kabul edeceklerdir.

Domuzçukuru’ndaki Molalardan Biri

Doğa yürüyüşüne özenenlerden bazıları, doktorunun kendisine yürüyüşü yasakladığını söylüyor. Öteden beridir yürüyüşün yaşamınızda yeri olmadıysa, kilonuzda artış varsa kemikleriniz zayıflamıştır, doktorunuz ister istemez kırılma riskini dikkate almak zorundadır. Doğru amaçla yapılan bu öneri, kısır döngüyü hızlandırır. Hareketsizlik kilo artışına yol açar, kilo artışı kemik ve eklemlerdeki yükü artırır. Sonra bir anda kendinizi platin çubuklara mecbur, engelli biri olarak bulursunuz. Artık geri dönüş yoktur. Eğer yaşadığım sarsıntı öncesinde hatırı sayılır bir yürüyüş geçmişim olmasaydı toparlanmam kolay olmazdı. Yine kolay olmadı ama kararlı davrandım. Uyguladığım yöntem şöyleydi: Risk taşımayan güzergâhlarda giderek artan oranda yürüyüşler yaptım, giderek ağırlığı da çoğalttım. Daha sonra kısa ama engebeli arazilerde yürüdüm. Giderek özgüvenim öylesine yükseldi ki, hiçbir parkur gözümde büyümez oldu. Gerisi öykülerimde yer alıyor zaten. 30’lu yaşlarda insanların huzursuz bacak sendromundan söz etmelerine tanık oldukça kendi aşamamın daha da bir farkına varıyorum. Günlük yaşamda da her zaman yürüyüşe elverişli pabuçlar giyiyorum, bu bana her fırsatı değerlendirme şansı tanıyor.

Sağlıkçı değilim, burada paylaştıklarımın, kendi deneyimlerimden edindiğim izlenimler olduğunun dikkate alınacağını umuyorum. Yineleyerek belirttiğim gibi beden, ruh ve akıl sağlığı bir bütün. Doğa yürüyüşleri o bütünlüğü zorunlu hale getiren, üstelik eğlenceli bir spor dalı. Alzaymırı geciktirdiğini, hatta tümüyle engellediğini düşünüyorum. Doğa yürüyüşüne başladığında ciddi unutkanlıkları yüzünden mantık hatası yapanların giderek iyileşmeler yaşadıklarına tanık oldum. Birlikte yürürken arkada kalıp yolunu şaşıran bir tanıdığım zamanla gönüllü rehberlik yapmaya başladı.  Kendimden de örnek vermeliyim. Yakınlarımın yedi haneli telefon numaralarını ezberleyemezken şimdi bazılarının cep telefonlarını biliyorum. Daha önceleri yazmakta olduğum konuyla ilgili bir ayrıntı geldiğinde not almazsam unutuyordum, şimdi günlerce aklımda taşıyabiliyorum.

Bu arada doğa yürüyüşüne yeni başlayacaklar için birkaç küçük önerim olacak. Mutlaka bu amaç için üretilmiş bileği saran botlarınız olsun. Biraz pahalıdır ama altı taksitte aldığınız bir botu en az dört yıl giyersiniz. En pahalı olan en iyi demek değildir, ayak kalıbınıza en uygun olanı seçin. Kaymayı önleme ve su geçirmezlik özelliği yürüyüş kalitesini artırması açısından önemlidir.

Doğanın Tükenmeyen Lütufları

Mutlaka bir batonunuz olsun. Onu doğadan da sağlayabilirsiniz. İyi yontulmuş sağlam ve hafif bir ağaç dalı da işinizi görür.

Sırt çantanız için de biraz cömert olmanızı öneririm. Ergonomik olması ağırlığın eşit dağılımını sağlaması açısından önemli. Günlük yürüyüşler için 25 kg. hacmindeki bir çanta yeterli olacaktır. Kalabalık ayrıntılar kafanızı karıştırmasın, en önemli nitelik sırttaki file destektir, sırtınıza yapışmayı önlediği için terlemenizi en aza indirger. Önceliğiniz olmalı.

Elbet bu salgın da bitecek ve yine doğayla kucaklaşacağız…